PSIKOTERAPI NEDIR? NE DEĞİLDİR?

PSIKOTERAPI NEDIR? NE DEĞİLDİR?

Psikoterapi Nedir? Ne Değildir?

Şu söze belki lise sıralarında, belki tanıdık sohbetlerinde, belki sosyal medyada yüksek ihtimalle rastlamışsınızdır: ‘’İnsan biyo-psiko-sosyal bir varlıktır’’.  Bu sözle anlatılmak istenen nedir?

İnsanı kelimelerle, kavramlarla ve belirli sıfatlarla anlatmanın genel olarak ‘’insanlık’’ hakkında bir şeyler söyleyeceğini ancak ‘’insan’’ın kendi öznelliğinin bu kelimelere, bu sıfatlara asla tamamen sığamayacağını düşünmekle birlikte genel birkaç kelam etmek adına ben de bu kalıptan yola çıkacağım.

Öncelikle içerisinde yaşadığımız, adına beden dediğimiz cismi bir varlığımız var ve yaşamı devam ettirmek, yaşamı sürdürmek bu cismin sağlığına ve bütünlüğüne çok bağlı. Ve hem sosyal hem ruhsal varlığımızın devamı, yaşamsal olarak var olmakla ilgili olduğu için varlığımızın en çok farkında olduğumuz, en çok özen gösterdiğimiz kısmı genellikle bu biyolojik, bedensel var olma halimiz oluyor.  

Adına beden dediğimiz bu biyolojik oluşun içinde gözle görmediğimiz, kalbimizde mi yoksa beynimizde mi, bedenin neresinde ikamet ettiğini bilmediğimiz bir ruhumuz, psişemiz var. İçinde korkularımızı ve kaygılarımız, sevinçlerimizi ve coşkunluklarımızı hem öfkeyi hem merhameti hem şüpheyi hem güveni hem sevgiyi hem nefreti barındıran, bedenimizin içini dolduran görünmez bir organ…

Diğer taraftan insan, hem yalnız başına doğada varlığını sürdürememesinden ötürü hem de biraz evvel yukarıda sıraladığım bu kadar duygunun muhattabı olan bir ötekiye olan ihtiyacından ötürü sosyal bir varlıktır. Biyolojik olarak da psikolojik olarak da canlılığın sürmesi sosyal olmaya yani insanlarla ilişkide bulunmaya bağlıdır.

Peki psikoterapi bunun neresindedir?

Canlılığın devamı tabir-i caizse bu üç ayağın sağlamlığı ve dengede durması halidir. İnsanın tam ve bütün olarak sağlıklı olması her üç ayağın da sağlıklı olması ile ilgilidir. Söz konusu insan ve canlılık olduğuna göre biyolojik ayağın bozulması ve bu durumda tıbbi desteğe ihtiyaç duymak ne kadar insani bir durumsa psikolojik ve sosyal boyutlarda yaşanabilecek aksamalar, dalgalanmalar, huzursuzluklar o kadar insani bir durum olarak kabul edilir. Psikoterapi insanın duygusunda, düşüncesinde, davranışlarında ve değerlerinde yaşanabilen, psikolojik ve sosyal ayaklardan kaynaklanan aksamaların yeniden sağlam ayaklara getirilmesi sürecidir.

 

Psikoterapi Nedir? Ne Değildir?

Psikoterapi bilimsel bilgileri kılavuz alarak sürdürülen ve bir uzman eşliğinde devam ettirilen, ruh sağlığı açısından kişilerin hayatlarında sıkıntılara yol açan bozulmaların, aksamaların çözülebilmesi için yola çıkılan bir onarım ve destek sürecidir.

Psikoterapinin ne olduğu daha çok ne olmadığının izahı ile açıklığa kavuşturulabilir;

  1. Psikoterapi bir uzmanın sizin adınıza kararlar alması veya tavsiyelerde bulunması süreci değildir. Aksine hayatı boyunca bağımsız karar alamamaktan ya da özerk hareket edememekten şikâyet eden kişilere tavsiyede bulunmak terapötik anlamda sorunun tekrarına sebep olan bir durum olarak değerlendirilir. Terapinin hedefi kişinin kendi seçimlerini yapabilmesi, kendi kararlarını alabilmesi ve yaptığı seçimlerin, aldığı kararların sorumluluğunu taşıyabilmesidir.
  2. Çokça mizah konusu olan bir durum var, çocukluğa inme konusu. Terapi süreci yalnızca çocukluğun, geçmiş yaşantıların anlatılması ve kişi üzerindeki etkilerinin anlaşılması süreci değildir. Belki geçmişle bağlantılı bir şimdi olabilir ama şimdiden bağımsız bir gelecek de çok mümkündür. Geçmişin insan üzerinde etkileri elbette mevcuttur ancak insanın iradesinin, seçim yapabilmesinin bu bakımdan hayatını şekillendirenin aynı zamanda kendisi olabileceğinin oldukça önemli olduğu söylenebilir. Terapistin yönelimine göre değişmekle birlikte geçmişte olan, gündelik yaşamda olan ve seans esnasında olan değerlendirilir.
  3. Terapi seansları sanılanın ya da arzulananın aksine kişilerin yüzlerinin her zaman güldüğü saatler olmamaktadır. Terapide günlük yaşamda insanın içsel meseleleri, kişiler arası konuları, korkuları, kaygıları gibi yaşanan zorlukların kaynaklarına odaklanılır. Bu durumda en çok kaçılanlarla, en çok korkulanlarla yüzleşmelerin, farkına varmaların yaşandığı anlar beraberinde acıyı getirebilmektedir. Ancak insanın ruhsal olarak iyileşmesine, gelişmesine ve olgunlaşmasına katkıda bulunan tam da bu acıdır.
  4. Terapiye yalnızca güçsüz, sorunu olan, ‘zayıf’ insanlar gitmez. Terapi her şeyden önce insanın kendisinin hiç gün ışığına çıkmamış taraflarını keşfetmesini sağlayan, insanın kendisiyle karşılaşma, kendisini tanıma ve anlama sürecidir. Bu açıdan terapi herkesin faydalanabileceği, dahil olmayı arzu edebileceği bir süreçtir.
  5. Psikoterapi insanların yargılandığı, eleştirildiği bir süreç değildir. En temelde insanı olduğu gibi, koşulsuz olarak kabul etme prensibi yer almaktadır.