YEME BOZUKLUKLARI

YEME BOZUKLUKLARI

Yeme Bozuklukları Anoreksiya Nervoza, Blumnia Nervoza ve son yıllarda gündeme gelen tıkınırcasına yeme bozukluğu ile takıntılar ile paralel ele alınabilecek sağlıklı beslenme takıntısı şeklinde sıralanmaktadır. Yeme bozukluklarında beden görünümü ya da bedensel öğeler ön planda olsa da temelinde psikolojik ve toplumsal faktörlerin etkilerinden söz edilebilmektedir.

Bu psikolojik ve toplumsal faktörlere bakıldığında düşük benlik saygısı, kimlik karmaşası, cinsiyet kimliğinde kendini iyi hissetme ya da cinsiyet kimliğinden uzaklaşmak ile ilgili bilinçdışı faktörler, değersizlik duygusu , depresyon ya da ailesel nedenler görülebilmektedir.

Yeme bozuklukları her ne kadar erkeklerde de görülebiliyor olsa da toplumsal ve medya faktörleri tarafından sunulan estetik ve beden algısının, değerli, itibar gören, saygın imajın kadınların bedenleri ile paralel sunulması ideal bedene sahip olmama halinde değersiz olacağı algısını yaratması diğer psikolojik dinamikler ile birlikte kadınların yeme bozukluklarına daha fala müsait olmasına neden olmaktadır.

Yeme bozukluklarının bir diğer boyutu, bedenen aç hissedilmediği halde duygusal olarak yeme ihtiyacının oluştuğu duygusal yeme durumudur. Burada yemek kanalıyla kişi kendisini, kaygısını ve duygusal dalgalanmalarını yatıştırmayı, içerisinde hissettiği boşluk duygusunu bir biçimde doldurmayı amaçlayabilmektedir. Geçmişte yaşanmış olan açlık, kıtlık, yaşamın riske girmesi gibi travmaların kuşaklar arası aktarımı neticesinde bilinçdışı olarak duygusal yemeden söz edilebilir.

 

Anoreksiya nervoza 

Kişinin sağlığını tehdit edecek ölçüde zayıflaması ile sonuçlanabilen anoreksiya nervozada bedenin hep daha zayıf olması arzusu, beden zayıf olduğu halde bedenin belirli noktalarında (özellikle göbek, kalça, meme gibi cinsiyet faktörleri ile ilişkilendirilebilecek noktalarda) fazlalıklar olduğuna dair beden algısının bozulması, günlük alınan kalori miktarının çok düşük olması, sıkı diyet, egzersiz, ishal yapıcı maddelerin ve diüretiklerin kullanımı mevcuttur. Psikanalitik görüşe göre varılan noktada sahip olunan küçülmüş ve kadınlar için adetten kesilmiş beden, bu  hali ile yetişkin olmayıp çocuklukta kalmayı ve büyümememe ya da kadın olmamayı kişinin kendisine ispatlamasının bir yolu olabilmektedir. Anoreksiya ile varılan beden bilinçdışında cinsiyetsiz bir çocuk bedenini simgelemektedir.  Yine hayat içerisinde kendilerini güçsüz ve etkisiz olarak deneyimleyen kişilerde anoreksiya, beden üzerinde sağlanan kontrol il kişilerin kendilerini güçlü hissetmelerinin bir yolu olabilir.

Anoreksiya nevroza hastalarının bedenleri ile girişmiş oldukları bu mücadele, bedenlerinde fizyolojik ihtiyaçların, gıda, elektrolit dengelerinin bozulmasına ve sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Kansızlık, uyku problemleri, çeşitli hastalıklar, karaciğer yağlanması vb. görülebilir.

Psikanalitik görüşe göre kaynağı daha eskilerde olan Anoreksiya nevroza için özellikle cinsel olgunluğa erişilen ergenlik dönemi başlangıç için önemli görülmektedir. Benzer şekilde toplumsal faktörlerin kimlik gelişimi üzerinde etkili olduğu bu dönem yalnızca psikanalitik görüşe göre değil pek çok psikoloji ekolüne göre önemli görülmektedir.

 

Bulimiya Nervoza

Bulimiya sözcüğü, bous ve limos sözcüklerinin birleşiminden oluşmaktadır. Bous sözcüğü öküz, limos ise açlık anlamına gelmektedir. Bir öküzü yiyebilecek kadar aç olmayı anlatan bu kelime birleşimi tarihsel olarak Roma devrinde zenginlerin daha çok yiyebilmek, yemeye devam edebilmek için kusmalarına atıfta bulunurken modern yaşamda aşırı miktarlarda yemek yiyip takiben istemli olarak kusmayı anlatan yeme bozukluğu için kullanılmaktadır.

Blumiya Nervoza’da, Anoreksiya’dan farklı olarak beden görünümü normal, zaman zaman normalden biraz fazla olacak kilodadır. Blumiyası olan kişiler çoğunlukla yediklerine dikkat ederler, çoğunlukla bir perhiz düzeni içerisindedirler. Bununla beraber duygusal, psikolojik nedenlerden kaynaklanan yeme atakları ile beraber kişiler sanatçı Göksel’in Depresyondayım adlı şarkısının klibindekine benzer şekilde kontrolsüz ve çok miktarda yiyecek tüketirler. Çok miktarda tüketilen yiyecek suçluluk duygusuna yol açar ve kişi kusarak yahut laksatiflerle bedene fazladan alınan yiyeceği bedenden uzaklaştırmak ister.

Blumia’da kusmaya bağlı olarak boğaz tahrişleri, boyundaki tükürük bezlerinde ve yanaklarda şişlik, mide asit dengesinin bozulması ve bu asidin diş minesine zarar vermesi gibi bedensel şikayetler oluşur.

Bedeni kontrol etme kanalıyla kendini iyi hissetme, suçluluk, değersizlik ve özsaygı eksikliği Blumia’da altta yatan ve eşlik eden duygular arasında gösterilebilir.

 

Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu

Çok kısa sürede normal tüketilebilecek miktarlardan çok daha fazla gıda maddesinin tüketilmesi, fiziksel olarak aç hissetmemeye karşın duygusal olarak yeme isteğiyle hareket edilmesi, tüketilen gıda miktarının fazlalığından ötürü oluşan utanma hissi ile yalnız yemek yeme isteği, yedikten sonra oluşan suçluluk ve depresif duygular ile bu sayılanların üç ay boyunca haftada bir kez gerçekleşmesi  Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu’nu işaret etmektedir. Blumia ile benzer görünümüne karşın kusturma veya laksatif kullanımı ya da telafi edici aşırı egzersiz gibi eylemler tıkınırcasına yeme bozukluğunda gerçekleşmez.

 

Ortoreksiya Nervoza

Sağlıklı beslenme takıntısı olarak tanımlanmakla birlikte, özellikle doğal besin tüketmeye ilişkin takıntıdır.  Takıntı noktası tüketilen gıdanın miktarından ziyade kaliteli olup olmaması ile ilgilidir.

Ortoreksiya Nervoza durumunda kişiler, tüketilecek gıdaları satın alma sürecinden itibaren menşei ile ilgili emin olma ihtiyacı, ambalajları uzun ve detaylı inceleme, hormon, katkı maddesi koruyucu gibi pek çok parametrede eleme yapma gibi davranışlarda bulunurlar. Ne tükettiğine dikkat etmek esasen sağlıklı bir durum iken bu dikkatin beraberinde yoğun bir kaygı ve panik taşıması ortoreksiyayı düşündürebilmektedir.  Ayrıca bu kişilerde, yalnız ve toplumdan izole yaşama isteği, başkalarının beslenmesini sürekli eleştirme, depresyon, anksiyete, stres ve mükemmeliyetçi eğilimler gibi şikâyetler de görülmektedir.

Yapılan çalışmalarda da Ortoreksiya Nervoza ve Obsesif-Kompülsif Bozukluk arasında ilişkilendirme görülmektedir.